10 09 2011

TERÖR

Terörü günümüzde politik dinamikleri etkilemek maksadıyla kullanılan bir araç olarak maalesef dünyanın dört bir tarafında görmekteyiz.

Kelime anlamı olarak dehşet ve korku anlamlarına gelen terör, terim anlamı olarak ise; belirli bir politik, siyasi amacı gerçekleştirmek maksadıyla masumlar üzerinde şiddet uygulanmasıdır, korku atmosferinin oluşturulmasıdır(masum olmayan kişilere haksız şiddet uygulanması da terör kapsamına girer). Ayrım sivil ifadesiyle değil doğrudan masum ifadesiyle yapılır.  Görevini yapan bir kolluk kuvveti masum olabildiği gibi bir sivilde masum olmayabilir. Bu ayrımda dolayısıyla kimlerin masum olduğu önem kazanmaktadır.

Teorik olarak kısaca değindikten sonra günümüzü şekillendiren önemli terör olaylarına bakabiliriz.

NORVEÇ TERÖR SALDIRILARI

22 Temmuz 2011 Tarihinde insanların kanını donduran, dehşet verici, korkunç, elim bir terör olayı yaşandı. Her terör saldırısı gibi bu saldırınında bir siyasi amacı vardı. Bir cinnet olayına benzeyen saldırının arkasında aslında çok büyük bir siyasi amaç vardı.

Öncelikle Norveçe ve İktidardaki İşçi Partisinin politikalarına bakarsak, neden Norveç’in ve İşçi Partisinin hedef alınmış olabileceği konusunda fikir sahibi olabiliriz.

“Oslo Saldırıları'nda MOSSAD Şüphesi!

Filistinlilere milyonlarca dolarlar maddi yardımda bulunan Norveç'in 5 gün önce de Filistin'in temsilcilik düzeyini 'diplomatik misyon'a yükseltmesine dikkat çeken uzmanlar, saldırının arkasında MOSSAD'ın olabileceğini belirtiyorlar.

Norveç'te 100'e yakın kişinin hayatını kaybettiği saldırıların ardından uzmanlar bu saldırıların niçin düzenlendiğini sorgulamaya başladı. Ve gözler İsrail'e çevrildi. "Terör" uzmanları saldırının arkasında İsrail istihbaratı Mossad'ın olabileceğini belirttiler. Zira Norveç, Filistin'e yönetimine verdiği siyasi ve maddi destekle ile tanınıyor. Öyle ki Norveç, geçtiğimiz yıllarda Filistinliler'e milyon dolarlarca maddi yardımda bulunmuş, dahası 5 gün önce Filistin'in temsilcilik düzeyini diplomatik misyon'a resmen yükseltmişti. Bu karar, Norveç'in Filistin Devleti'ni resmen tanımaya hazır olduğu şeklinde yorumlanmıştı.

Öte yandan, Norveç'e ziyarette bulunan Filistin Devlet Başkanı Mahmud Abbas bu ülkede bazı anlaşmalar imzalamıştı. Anlaşmanın ardından bir açıklama yapan Norveç Dışişleri Bakanı Jones Gahr Störe, Filistinlilerin BM'nin Filistin'i bağımsız devlet olarak tanıması çabalarının "meşru" olduğunu söylemişti. Störe, anlaşmanın imzalanmasından sonra yaptığı açıklamada, Filistinlilerin çabasını haklı bulmasına rağmen, Norveç olarak, bağımsız Filistin devletine desteklerini açıklamaya henüz hazır olmadıklarını ifade etmişti. Norveçli Bakan, tanımadan öncelikle Filistinlilerin BM Güvenlik Konseyi'ne Eylül ayında sunacağı karar tasarısını bekleyeceklerini belirtmişti.”

http://www.analizmerkezi.com/haber/oslo-saldirilarinda-mossad-suphesi-24013.html

“Bu katliamın arkasında Mossad’ın olabileceği konuşuluyor. Çünkü Norveç hükümeti ve iktidarda bulunan İşçi Partisi hem Bağımsız bir Filistin Devletini desteklemiş hem de onlara insani yardımda bulunmuştu. Ayrıca Norveç Devlet Fonu da İsrail Firmalarında bulunan paralarını geri çekmişti. Şimdi tüm bunlardan da hareketle, katilin geçmişini, bağlantılarını, yazdıklarını inceleyenler olayın arkasında kimi Yahudi dernek ve kuruluşlarının olabileceği yorumlarını yapıyorlar. İsrail Devleti’nin bu konudaki geçmişi, sabıkası da bu iddiayı güçlendiriyor. Çünkü onlara göre Filistinlilere bir bardak su bile vermek, cezalandırılması gereken bir tutumdur.”

http://ittihadiislam.com/2011/07/26/oslo-saldirilari-ve-sazan-medya/

“Norveç’te aşırı sağcı Anders Breivik tarafından gerçekleştirilen saldırılarda İsrail veya MOSSAD bağlantısı olabileceği iddia edildi. Bugüne kadar saldırganın tek başına hareket ettiği düşünülse de bazı araştırmacı gazeteciler, saldırının MOSSAD işi olabileceği iddialarını gündeme getiriyor. Saldırının arkasında Norveç’in, Filistin’i tanıyacak ilk Avrupa ülkesi olacağını açıklaması ve daha önce İsrailli şirketler aleyhine aldığı bazı kararlar olabileceği dile getiriliyor.
Kendisini avcılıkla, vücut geliştirme ve masonlukla ilgilenen muhafazakar bir Hristiyan olarak anlatan Breivik’in ayrıca İsrail yanlısı ve Filistin ya da İslam karşıtı sert görüşlerinin olduğu ortaya çıkmıştı.

Saldırıyla MOSSAD bağlantısı olabileceği iddiasını ilk olarak Washington merkezli bir araştırmacı gazeteci olan Wayne Madsen gündeme getirdi. Madsen, saldırıyla MOSSAD arasında “bolca bağlantı” olduğunu yazdı. Ardından Steve Lendman adlı bir başka blog yazarı, konuyu bugün gündeme taşıdı.
İslam karşıtı düşünceleriyle bilinen Amerikalı yazarPamela Geller ve Amerikalı akademisyenRichard Pipes ile Norveçli saldırgan arasında bağlantı kuran Madsen, “İsrail gizli servisinin şifre ve propaganda unsurlarının Breivik ve MOSSAD arasında açık bir bağlantı sağladığını” savunuyor. Madsen’e göre “Norveç’e sahte saldırılara düzenlenerek Filistin karşısında İsrail’e destek kazanılması” hedefleniyor. Madsen benzer bir saldırının da Kıbrıs’ta gerçekleştirildiğini öne sürüyor.
Norveç’in Filistin’e verdiği desteği hatırlatan Madsen, Norveç Dışişleri BakanıJonas Gahr Store’un 19 Temmuz’da yaptığı Filistin’e destek açıklamalarına atıfta bulunuyor. Store, Norveç’in, Filistin’i tanıyan ilk Avrupa ülkesi olacağını açıklamıştı. Norveç yönetiminin de Filistin’e yönelik ciddi yardımları bulunuyor.
Norveç’in İsrail’i kızdıran bir diğer eyleminin ise geçtiğimiz yıl Ağustos ayında Norveç’in hükümet yönetimindeki 450 milyar Euroluk petrol zengini yardım fonunun, İsrali’de yerleşim inşaatı yapan iki İsrail şirketini fondan çıkarması olduğu belirtiliyor.
Fondan çıkarılan iki şirket olan Africa Israel Investments ve Danya Cebus şirketlerinin ikisi de İsrailli işadamıLev Leviev’e ait. Leviev, dünyadaki en zengin Yahudilerden biri olarak biliniyor. Fondan çıkarılma sebebi de Danya Cebus şirketinin Doğu Kudüs’ün Har Homa bölgesinde yerleşim yeri inşa etmesi olarak açıklanmıştı.
2009 yılında da bir başka İsrail şirketiolan Elbit Systems, güvenlik duvarının inşasına katıldığı için benzer bir Norveç fonundan çıkarılmıştı.
Mart 2011’de ise Norveç Eğitim BakanıKristin Halvorsen’in lideri olduğu Sosyalist Sol Partisi (SV), İsrail’in Hamas’a saldırması halinde İsrail’e karşı askeri bir harekatı destekleyen ancak yeterli çoğunluğu almayan bir yasa önerisine destek vermişti.
Madsen’e göre Breivik’in saldırıdan çok kısa süre önce açtığı Twitter hesabında yazdığı tek mesaj olan “İnancı olan bir kişi, çıkarları olan 100 bin kişiye denktir” sözü de saldırganın kendi düşüncelerini değil saldırıyı planlayan ve Breivik’i kullanan kişilere ait.
Madsen, Norveç’in Filistin’e verdiği destek ve İsrail karşıtıeylemleri düşünüldüğünde saldırının arkasındakilerin gözüktüğünü iddia ediyor.
Saldırının arkasında MOSSAD’ın parmak izleri olduğunu iddia eden Madsen, CIA ya da MI6 ile işbirliği yapılmış olabileceğini de belirtiyor. Madsen, büyük çaplı araç bombalarının bu gizli servislerin uzmanlık alanı olduğunu belirtiyor.
Madsen’in dikkat çektiği bir diğer unsur ise saldırının gerçekleştirilme şekli. Madsen, görgü tanıklarının ifadelerinde hep bir ikinci kişi vurgusu yapıldığının altını çiziyor. Görgü tanıkları, adanın iki tarafında silahlı saldırıolduğunu, birinin bir el silahı diğerinin ise dürbünlü silah ile olduğunu söylemişlerdi. Norveç polisinin de tek kişinin 90’dan fazla kişiyi öldürmüş olmasını ihtimal dışı tuttuğu dile getiriliyor.

(CİHAN)”

http://www.haberler.gen.al/2011-07-25/oslodaki-saldirida-mossad-baglantisi-iddiasi/

Bütün bunlara Breivik’in Mason olduğunu ve Mason kıyafeti ile çekilmiş fotoğraflarının bulunduğunu, gençlik döneminde Neo-Nazi Hareketine ilgi duyarken daha sonra eleştirmeye başladığını ekleyebiliriz. Ayrıca saldırının nasıl finanse edildiği hala bilinmiyor(saldırı ciddi anlamda oldukça maliyetlidir).

Saldırıda kimlerin hedef alındığına bakarsak teröristlerin ne kadar korkak, ne kadar hain ve ne kadar cani olduklarını görebiliriz. O masum çocuklar ve gençlerden birisi bir röportajında şu ifadeleri kullanıyor:

“Eğer bir insan tek başına bu kadar nefreti ortaya koyabiliyorsa hep birlikte ne kadar sevgi yaratabileceğimizi bir düşünün.”

Hedef alınan insanlar işte bu şekilde barış dolu, sevgi dolu gençlerdi; fakat teröristler barışı hiçbir zaman istemezler, kan ve şiddetten beslenirler, kendi amaçlarına ulaşsalar bile şiddet sona ermez bu durumda kendi etraflarındakilere saldırmaya başlarlar. Bunun örneklerini daha hedeflerine ulaşamadan görmekteyiz, hernekadar teröristlerin hedeflerine ulaşması imkansız olsada varsaydığımız takdirde böyledir.

Saldırının önemli bir tarafıda Deccaliyet yönüdür. İnsanlık dışı, vahşice, canice, korkunç bir katliam olması ve 2083 Sözde Bağımsızlık Bildirgesi. 2083 Tarihi de oldukça ilginçtir kendisi bu tarihi muhtemelen 2.Viyana Kuşatmasının 400. Yıldönümü olması nedeniyle seçti fakat yine muhtemelen tesadüfen, tarihi doğru tahmin etti. Bu tarih önemli ebced hesaplarında yine karşımıza çıkan bir tarih ilgilenenler araştırabilirler. Asıl Deccaliyet yönü ise bu manifestonun içeriğinde ortaya çıkmaktadır. Kuzeyde Avrupada yaşanan bir hadise olması da ayrıca ilginç.

Ebu Hureyre radıyallahu anh anlatıyor: Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem buyurdular ki: “Otuz kadar yalancı deccaller çıkmadıkça kıyamet kopmaz. Bunlardan her biri Allah’ın elçisi olduğunu zanneder.” (Tirmizî, Ebu Davud)

Breivik’in manifestosuna ve saldırının arkasından yaptığı açıklamalara bakıldığında Peygamber Efendimizin(S.A.V.) hadisi şerifinde tanımını yaptığı yalancı deccaler tanımına tam olarak uyduğu görülebilir.

ARAP BAHARI

Arap Baharıyla birlikte Ortadoğuda büyük katliamlara şahit olmaya başladık.

Terörün belirli siyasi amaçlara ulaşmak için kullanılan bir araç olduğundan bahsettik. Bunun örneklerini bu katliamlar içerisinde görmeden önce, iç politikanın, dış politikanın, siyasetin, istihbarat ve gizli teşkilat operasyonlarının nasıl bir yapısı olduğu, nasıl işlediği hakkında kısaca fikir sahibi olmamız gerekiyor.

Öncelikle pek çok oyuncunun olduğu bir oyun gibi düşünmeliyiz. Bu oyuncuların özelliklerine bakarsak:

-Eşit değiller, aralarında hiyerarşi veya rekabet var.

-Güçleri eşit değil ve amaçları, hedefleri farklı. Bu amaçlar, hedefler örtüşebildiği birbirini destekleyebildiği, yardımcı olabildiği gibi çatışabilirde.

Bu nedenle oyunun kaderini, oyunun yapısı, gidişatı ve oyuncuların hamlesi belirler.

Taraflara(oyunculara) bakarsak;

-Yönetimden memnun olmayan halk

-Statükodan memnun olanlar

-Yönetimdeki liderler

-Dış güçler ve dış güçlerin iç uzantıları

Burada önemli olan nokta dış güçler ve onların iç uzantılarıdır. Belirlenen politikaların uygulanmasında dış güçler kendi kaynaklarıyla da hareket edebilirler; organizasyon veya örgütlenmelerle de hareket edebilirler, fakat her durumda da müdaheleye başladıkları anda ayrı bir kategoride değerlendirilirler. Hedef belirleme, politika belirleme konusunda ise ayrı bir kategoride değerlendirilmez, hiyerarşik bir yapı olduğundan tek bir yapı olarak değerlendirilir. Merkezi dikkate almadan, tek bir yapı olarak değerlendirmeden müdahele noktasında incelediğimizde karşımıza resmi istihbarat teşkilatları çıkabildiği gibi gayri resmi örgütlenmeler, teşkilatlanmalar da çıkabilmektedir(Bu örgütlenmeler bağımsız,belirli kuralları,amaçları olan örgütler olabildiği gibi belirli merkezlerin aracı olan veya bir arada hareket etmeyi ifade eden örgütlenmeler da olabilmektedir).

Genel olarak amaçlara baktığımız zaman, çok çeşitli amaçları olabilmektedir, fakat bu amaçların en önemlisi ve geneli; ortadoğunun güçsüz, dağınık, çatışma halinde, karışıklıklar ve istikrarsızlık içinde bırakılmasıdır. Irak işgali bunun örneğidir, işgal öncesinde petrolü elinde tutan, etnik ve dini grupları birarada kontrol altında tutan bir yönetim varken(Irak, İran ile 8 yıl boyunca savaşan ve Ortadoğunun liderliğine oynayan bir ülkeydi) şimdi güçsüz, karışıklıklar içerisinde, iç çatışmalar ve anlaşmazlıklar içerisinde bir ülkedir. Genel amaç budur; petrol gelirleri, silah gelirleri ve diğer çıkarlar diğer amaçlardır. Diğer bir genel amaç ise Büyük İsrail Hedefidir(dolayısıyla İsrail üzerinden Batının Ortadoğuda egemenliği).

Ortada siyasi amaçlar olduğuna göre terörde vardır. Norveç canisinde örneğini gördüğümüz gibi, haklı olmayanlar, sözü dinlenmeyenler, kimse tarafından umursanmayanlar; korkakça, haince masumlara saldırmaktadırlar. Ortak özellikleri Terör Örgütü PKK’da da gördüğümüz gibi korkaklık ve hainliktir. Örneğin Savaştıklarını zanneden, aslında eşkıyalık yapan PKK’lı teröristler kendilerini gerilla zannetmekte fakat aslında korkakça, haince saldırıp katliamlar yapmakta daha sonra da arkalarına bakmadan kaçmaktadırlar. Kimse tarafından dikkate alınmayan değersiz fikirleri, yanlış çözümleri, kimse tarafından kabul edilmeyeceği için hainliğe, şiddete başvurmaktadırlar.

Şiddet dışındaki haklı yollardan sonuca ulaşamayacaklarını gören diğer oyuncular da teröre başvurabilmektedir(Diğer oyunculardan yönetimin Suriye’de silahsız göstericilere ateş açılması örneğinde olduğu gibi, Suriye’de yönetimin devrilerek güçsüz ve karışıklıklar içerisinde bir Suriye yaratılması Batı ve İsrail tarafından desteklenmektedir, fakat üzerlerine ateş açılmasından masum olan kişilerin katledilmesi bir terör örneğidir).

11 EYLÜL KURGUSU

11 Eylül Saldırılarının Amerikan halkı ve Dünya Müslümanları üzerinde etki yaratmak üzere kurgulandığını günümüzde biliyoruz.

Bu olay eşine az rastlanır olması; terörü bir araç olarak kullananların, kimseyi tanımadıklarını kendi insanlarını dahi amaçları uğruna katledebileceklerini ve terör propagandasının ne kadar etkili olduğunu bir halkı nasıl kandırabildiğini göstermesi açısından çok ilginçtir.

Halkların kandırılması günümüzde artık alışılmış bir durumdur, Irak İşgalinden önce, Usame Bin Ladin konusunda hatta ülkemizde Aselsan mühendislerinin öldürülmesi konusunda(aslında bu daha çok halkla dalga geçilmesi kategorisine girebilir) ve daha pekçok konuda bunu görebilmekteyiz.

11 Eylül Saldırıları sayesinde ABD kendisine Afganistanı işgal sebebi yaratmıştır. Pekçok demeçte, söylemde, eylemde ABD’nin işine yarayan Terör doktrinleri, ABD’ye çok büyük kazanç sağlamış olmalı veya hedefleri için gerekli olmalı ki ABD’de önemli bir sembol olan ikiz kulelerin yıkılması ve Pentagona saldırılmasıyla sonuçlanmıştır.

USAME BİN LADİN

Usame Bin Ladin ve El-Kaide Terör Örgütü bu kurgunun en önemli parçalarıydı. Usame Bin Ladin kandırmacası en son Amerikan güçlerinin operasyonu sonucunda  öldürüldüğünün duyurulmasıyla sona erdi, tabiki cesedi ortada yok.

Fakat Bin Ladinin eceliyle çoktan ölmüş bulunduğunu basın yoluyla ve istihbarat kaynaklarından sızan bilgilerden biliniyordu.

http://www.kanalahaber.com/ladin,-sesi-var-kendi-yok-yazisi-276.htm

http://www.revengeteam.com/kose-yazarlarindan/taliban8217i-abd-kurdu-bin-ladin-oldu/?wap2

www.youtube.com/watch?v=J4_xb11400M&feature=related

Bin Ladin’in Suudi Arabistan’da çok önemli bir aileye mensup olduğu, Suudi Arabistan’ın ABD’nin bir numaralı müttefiki olduğu, SSCB’nin Afganistan işgali esnasında Usame Bin Ladin ile CİA’nin bağlantılı olduğu biliniyor. Ayrıca Olay gerçekleştikten sonra Usame Bin Ladin eylemi kendisinin gerçekleştirmediğini açıklamıştı.

“ABD tarafından 11 Eylül saldırılarının faili olduğu ilan edilen Usame bin Ladin, Pakistan-Peşaver’de bulunan Afgan İslami Basın Ajansı’na gönderdiği açıklamada “ABD parmağı ile beni gösteriyor ama bunu asla ben yapmadım. Bunu yapanlar kendi çıkarları için yaptılar. Ben Afganistan’da yaşıyorum ve bu tür eylemlere izin vermeyen Emir-ül Müminun Molla Ömer’e bağlıyım.” dedi.”

http://www.egm.gov.tr/temuh/terorizm10_makale3.htm

Açıkladığımız gibi terör siyasi amaçların gerçekleştirilmesi için bir araç ve tabiki tek başına kullanılmaz bunun yanında medya, basın ve diğer yollardan propoganda yapılır, toplumlar yönlendirilir ve gerektiğinde kandırılır.

ASELSAN MÜHENDİSLERİ

Aselsan Mühendislerinin öldürülmesi şaşırtıcı derecede kimse tarafından umursanmadı. Bu önemli bilim adamlarımızın öldürülmeleriyle bu tip faaliyetlerde bulunanlara gözdağı verilmiş oldu. Yani bu konuda bir terör, korku ortamı yaratılmış oldu. Bir başka rahatsız edici yönü insanların acaba gerçekten intihar mı ettiler şeklinde şüpheye düşmesiydi ki, şehit edilmiş mühendislerimize yapılacak en büyük hakarettir. Bu saldırı aslında bir dönüm noktasıdır ve ayrıca bu savaşın içerisinde ne kadar güçsüz olduğumuzu da maalesef gösterdi. İlgili birimler, hem olayın öncesinde hemde sonrasında hiçbirşey yapamadı.

http://www.youtube.com/watch?v=Hd-prBcJJsw&feature=related

http://www.youtube.com/watch?v=MD8I42TAHNo&NR=1

http://www.youtube.com/watch?v=fSV3MqaP0mU&feature=related

PKK

PKK bir eşkıya örgütlenmesidir. Cinayetler, katliamlar, hırsızlık, gasp, kaçakçılık, uyuşturucu, tecavüz, sabotaj, haraç, kundaklama.. kısacası hertürlü eşkıyalık faaliyeti Komunist, marxist, Darwinist, Ateist bir ideolojiyle birleşerek Batı’nın ve İsrail’in desteğini arkasına alarak 20 yılı aşkın süredir bölgeye ve tüm ülkeye çok ağır zararlar vermektedir.

PKK’nın gerçek yüzünü görmek isteyenlerin kısa bir araştırma yapması yeterli olacaktır, insanlık tarafından kabul edilemez her türlü faaliyetin altından bu örgüt çıkabilmektedir.

PKK öncelikle İslama düşmandır. Göstermelik olarak İslama düşman olmadıkları görüntüsü vermeye çalışsalarda bu oyunları her seferinde suya düşmektedir.

Allah'ın ahdini misak ile belgeledikten sonra bozanlar ve Allah'ın birleştirilmesini emrettiği bağlantıları koparanlar ve yeryüzünü bozguna verenler varya, işte lanet olsun onlara! Ve yurdun kötüsü de onlaradır.(Rad-25)

Ey iman edenler! Hepiniz barış ve selamete girin de şeytanın adımlarına uymayın. Çünkü o sizin aranızı açan belli bir düşmandır.(Bakara-208)

Terörün İslamda hiçbir kabul edilebilirliği yoktur, aksine İslamda lanetlenen bir durumdur, çünkü İslama göre bir masum insanın öldürülmesi bütün insanların öldürülmesi gibidir. Bu sebeple İslamı kullanarak terör eylemleri yapanların hiçbir kabul edilir tarafları yoktur, aksine bütün insanları öldürmüş hükmünde olacakları Allah tarafından bildirilmektedir. Bu hüküm Müslümanlara has değildir bütün insanlaradır ve ayrıca İsrailoğullarınadır, umarız en kısa zamanda terörün görülebildiği bu kutsal topraklarda da bütün taraflar gerçekleştirdikleri terör eylemlerine son verir ve hem bu topraklar hemde bütün dünya bir barış yurduna döner.

Bunun içindir ki, İsrâiloğulları'na: "Kim, bir cana kıymayan veya yeryüzünde bozgunculuk çıkarmayan bir nefsi öldürürse, bütün insanları öldürmüş gibi olur. Kim de bir nefsin yaşamasına sebep olursa, bütün insanları yaşatmış gibi olur" hükmünü yazdık (farz kıldık). Şüphesiz ki onlara peygamberlerimiz açık delillerle geldiler. Yine de bundan sonra onların birçoğu yeryüzünde aşırı gitmektedirler.(Maide-32)

Allah, selamet yurduna çağırıyor ve dilediğini de doğru yola hidayet ediyor.(Yunus-25)

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

65
0
0
Yorum Yaz