21 12 2010

DÜNYADA HIRSIZLIKLA DOLANDIRICILIKLA ZEVK-Ü SEFA İÇİNDE YAŞAYANL

Dünyadaki amellerimizin karşılığı, hiçbir adaletsizlik olmadan ahirette bize verilecektir. Dünyada; hırsızlıkla, dolandırıcılıkla zevk-ü sefa içinde yaşayanlar, ahirette cehennem azabını tadarken, dünyada helal kazancıyla fakirlik içinde yaşayanlar, cennette dünyalarla ölçülemeyecek nimetler içinde yaşarlar. Zaten Allahu Teala haram parayı bereketsiz, helal parayı bereketli kılar.  Haram yoldan elde edilen kazanç her yönden zarardır; hem bu dünyasını kaybeder Allahtan uzaklaşır, hem kazandığı para elinden gider bereketsizdir, hemde ahirette cehennem azabını tadar, her yönüyle zarardır. Devamı

28 11 2010

ŞEYTAN, ALLAHIN HALİS KULLARINA ZARAR VEREMEZ

   Şeytan, peygamber efendimizin(s.a.v) ''Eve girerken Besmele çekilirse, şeytan, “Bu eve girmeme imkan yok” der, dönüp gider'' hadisi şerifinde buyurduğu gibi, herkese herşeye herzaman musallat olamaz. Biz rabbimize sığınıp onun adıyla hareket ettiğimizde, Allahın şeytana onlar benim halis kullarımdır onlara zarar veremezsin dediği kullarından olduğumuzda, şeytan bize musallat olamaz, bu Allahı halis kuludur ben ona zarar veremem ne yaparsam yapayım onu Allah yolundan döndüremem der ve çeker gider. Şeytan yoldan çıkarabileceği kişilere musallat olur, yoldan çıkaramayacağı kişilere ümit görmediği kişilere musallat olmaz. Onların yerine Allahtan uzaklaşan günaha yönelen kişilere bulaşır ve onlara günaha batmalarında, günaha daha fazla saplanmalarında yardımcı olur. Sadece evimize meskenimize girerken değil hayatımızın her alanında Allahın adıyla hareket ettiğimizde şeytanı kendimizden uzak tutarız, şeytandan uzak olmak ta Allaha yakın olmak demektir.      Yine başka bir hadisi şerifte peygamber efendimiz(s.a.v.) ''besmele ile başlayanın günahları affolur'' buyurmaktadır. Yani hem şeytandan hem de onun sebep olduğu günahlarımızdan arınmaktayız. Tabiki hangi günahlarımızdan arınmaktayız, burda bahsedilen günahlarımız mesela kul hakkı değildir, Allah dilediği günahları bağışlar, affeder, kendisine yönelen bir kulunun günahlarını affetmesi Allahın sonsuz rahmetinin bir parçasıdır. Aynı şekilde benzer bir hadisi şerifte peygamber efendimiz(s.a.v.) ''Yemeğe Besmele ile başlayıp, sonunda Elhamdülillah diyenin, daha sofra kalkmadan günahları af olur'' buyurmaktadır. Bu hadisi şerifte de aynı şekilde Allaha yönelerek, peygamber efendimizin(s.a.v) bize öğrettiği Allah rızasına uygun şekilde yemek yediğimizde, yüce rabbimiz bize merham... Devamı

26 11 2010

İMAN VE KÜFÜR

Küfür, gerçeği örtmek; gerçek apaçık ortada olduğu halde onu görememek demektir. Küfür, tebliğ bir şahsa ulaştıktan sonra yüz çevirmesidir. Kafir kişinin yüz çevirmesi gerçeği değiştirmez, o arkasını da dönse yüzünü de dönse hakikat hakikattır  değişmez, sadece o kişi göremez. Hakikatlere hiçbir zarar da veremez, sadece kendisine zarar verir.      Küfür, kişinin Allah'tan uzaklaşmasıdır. İman Allah ile kul arasında bir bağdır  küfür de kişinin Allah ile hiç bir bağının olmamasıdır. Allah ile arasına bir duvar örmesidir. Küfür  kelime anlamı olarak örtmek, kapamak gibi anlamlara gelir. Yani Allah ile arasında hiçbir ilişkisinin ,rab ve kul ilişkisinin olmamasıdır. Allahtan gelen emirlere kulağını tıkaması, yoksayması; kendisini Allaha ulaştıracak yolları tıkamasıdır.     Küfür Allahın varlığını bilmemek, öğrenememiş olmak, duymamış olmak gibi tanımlarla açıklanamaz. Allah ayetlerini herkese mutaka gösterir, ulaştırır. Ayetler kendilerine gösterildikten sonra,  yalanlayanlar, inkar edenler, yüz çevirenler kafir olur. Ayetlerin yetersiz olması, etkisiz olması gibi bir durum söz konusu olmaz. Tebliğ zorla ikna etmek demek değildir, Hakikatleri, gerçekleri açıklamak yol göstermektir.     Bu sebeplerden dolayı şarap içerken veya kumar oynarken yani Allahın yasakladığı bir fiili işlerken alay etmek maksadıyla dalga geçmek maksadıyla besmele çeken bir kişi doğrudan kafir demek çok da doğru değildir.Böyle kestirme yöntemlerle kafir ile müminleri ayırt edilmez, zaten kimsenin üstüne vazife değildir, İman Allah ile kul arasındadır, ikili ilişkilerimize, sosyal ilişkilerimize bakarak mümin kafi... Devamı

22 11 2010

NAMAZ

  Namaz, bir müminin Allahın huzuruna çıktığı, iyi veya kötü, doğru veya yanlış bırakıp; rabbine niyaz edip yalvardığı, dualar edip af dilendiği; en önemli, en halis ibadetidir. Mirac peygamber efendimizin hayatında nasıl en önemli bir yeri kaplıyorsa, müminin miracı olan namaz da bizim hayatımızda böyle önemli bir yer kaplar. Bundan dolayı şeytan bizi namazımızda rahatsız etmek için elinden gelen herşeyi yapar. Namazımızda bir anlık boşluk anında şeytanın bize saldırmasına sebep olur. Namaz diğer ibadetlere benzemez Allahın huzuruna çıkmak hafife alınacak bir ibadet değildir. Günde 5 vakit olması; zekat,hac gibi ibadetlere nazaran daha sık olması onun önemini etkilemez. İbadetleri ne kadar sık yaptığımızla ölçmeyiz, Allah nazarındaki, Allah katındaki değeriyle ölçeriz.     Allah namazımızda karşısında tam bir teslimiyetle, tam bir huşuyla, tam bir ihlasla durmamızı ister. Bu yüzden karşısında dünyadan bir şey getirdiğimizde, dünyadan kalma masivayla alakalı bir halde bulunduğumuzda,tam bir ihlasla karşısında bulunmadığımızda bizi imtihan etmek için yarattığı şeytanı adeta üstümüze salar ve bize değer verip bizi muhatap olarak karşısına almasına, namaz dışındaki hallerimizde normal olsa da, bu şekilde karşılık vermemize bizi bu değerini bilemediğimiz ibadetimizden uzaklaştırarak(namaz içindeki huşumuzu kaybederek) bize aslında en büyük cezamızı verir. ... Devamı

20 11 2010

BİSMİLLAHİRRAHMANİRRAHİM

BİSMİLLAHİRRAHMANİRRAHİM   Bir müslümanın her hayırlı işinin başı olan besmelenin anlamı herkes tarafından bilinmeli ve her işimize öncelikle besmele ile başlamalıyız. Hayvanlarımızı keserken Allahın adını anmamızın farz olması gibi bazı durumlarda Allahı adını anmamız farzdır.    Yazıya başlarken bir müslümanın her hayırlı işinin ifadesini kullandım, bir müminin her ameli hayır değildir, dünyada imtihan olupta hiç günah işlemeden hata yapmadan ahirete intikal eden peygamberler, veliler, alimler de dahil olmak üzere tek bir kimse dahi yoktur. Bu dünyaya gelen ve imtihan olan her insan az da olsa çok da olsa günahlar hatalar işlemiştir. Kimi günaha batmıştır cehennem azabından hiç kurtuluşu yoktur, kimi çok günahlar işlemiştir fakat imanlı bir şekilde ahirete intikal etmiştir, kimi az da olsa günahlar işlemiştir ve günahları başkalarıyla karşılaştırıldığında çok hafif kalmakla birlikte Allah'a imanının kuvvetinden dolayısıyla Allah'ın azabından duyduğu korkunun etkisiyle karşılaştırıldığında hafif  kalan günahlarından çok büyük bir pişmanlık duyar, çok istiğfar eder ve çok tövbe eder. Peygamberler ise zaten büyük günahlar işlememiştirler, Allah onları büyük günahlardan korumuştur; hatta günah işlemezler sadece hatalar yapabilirler, hataları dahi olmasa zaten melek hükmünde olurlar. İnsanın bu kadar kıymetli, değerli olmasının meleklerin günahsız oldukları halde günahkar bir varlık olan insana secde etmesinin pek çok hikmeti vardır inşallah bir başka yazının konusu olur ama burda değineceğimiz en önemli hikmeti cezalandırılabilir olması. Allahu Tealanın yer yüzünde üstün bir varlık olarak yarattığı her şeyi kendisinin hizmetine verdiği insanoğlu hayvanların dahi yapmadığı her türlü pisliği... Devamı