09 03 2011

KİMLERE KAFİR DENİR?

Şeytana(İblise) denir..

 

“Sizi yaratmıştık, sonra şekil vermiştik; sonra meleklere: “Âdem’e secde edin” demiştik. Hemen secde ettiler, İblis öyle yapmadı. O secde edenler arasında yoktu.

 Allah dedi ki: “Emrettiğim zaman seni secdeden alıkoyan neydi?” “Beni ateşten, onu çamurdan yarattın. Ben ondan üstünüm” diye cevap verdi.” (A’raf 7/11-12)

Allahu Tealanın, meleklere Ademe secde edin emri  insanın daha üstün olduğunu göstermektedir. Allahu Teala meleklere cinlerden ilk yaratılana secde edin emri vermemiştir. Allahu Teala meleklerine secde edin emrini verdiğinde şeytan bundan kaçınmış ve Allahu Teala da ona neden meleklere secde edin emrini verdiğinde bundan kaçındığını sormuştur. Allah bu emriyle insanın cinlerden üstün olduğunu göstermiştir, Şeytan ise Allaha karşı gelmekte ve insanın cinlerden üstün olduğu gerçeğini kabullenememekte ve aksini söylemektedir.

“Ben ondan üstünüm. Beni ateşten yarattın, onu çamurdan yarattın.” (Sâd 38/76)

Allaha karşı gelmenin bir cezasının olmaması düşünülemez. Şeytan hem Allaha karşı büyüklenmekte, hemde Allahın Ademe secde edin emriyle gösterdiği gibi insanın daha üstün olduğu gerçeğini örtmekte, kapatmakta, yoksaymakta, yalanlamakta yani “küfr” etmektedir.

“Balçıktan, işlenebilen kara topraktan yarattığın insana secde       edemem.” (Hicr 15/33)

İblis büyüklenmekte ve Allahu Tealanın meleklerine secde ettirdiği ve diğer mahlukatından daha üstün yarattığı insanı küçümsemektedir.

“İn oradan! Orada büyüklenmeye hakkın yok. Defol! Sen alçağın  tekisin.” (A’raf 7/13)

Allahın cezalandırması rab olmasının gereğidir, cezalandırmaması düşünülemez. Cennet rabbimizin sevdiği kulları içindir, Şeytanın orda yeri yoktur, o rabbimize karşı gelmenin cezasını çekecektir.

“O, direnmiş, büyüklük taslamış ve kâfirlerden olmuştu.”  (Bakara 2/34)

İblis inanmadığı için kafir olmadı direndiği, büyüklük tasadığı için kafir oldu İblis ahirete de inanır Allahın azabını da bilir.

 

Kendi arzularını kendilerine tanrı edinenlere..

 

“Kendi arzusunu kendine tanrı edineni görmen gerekmez mi? Ona sen mi vekil olacaksın? Yoksa sen zannediyor musun ki, onların çoğu söz dinler veya aklını çalıştırır? Onlar; koyun, sığır ve deve gibidirler; hayır, daha düşük seviyededirler.” (Furkan 25/43–44)

Allahu Tealanın bütün mahlukatından, meleklerden, cinlerdende üstün yarattığı insan yaratılış gayesine uymadığı takdirde hayvanlardan bile aşağı olmaktadır.

Hevalarını ilah edinenler, nefisleri kendilerine ne emrederse onu yapmaktadırlar. Nefislerinin arzularını ilah edindiklerinden bir iyilik yapacak olsalar kendi zararlarına olacağını hesap ederler ve sadece kendi çıkarlarının düşünürler. İnsan kendi hevasını nasıl ilah edinir? Nefsinin emirlerini dinler, sadece kendi nefsini tanır, herşeyi nefsi için yapar, Allahı tanımaz ve Allahın emirlerini kendi nefsinin zararına olacağını düşünerek yapmaz.

“Kendi arzusunu kendine tanrı edineni görebildin mi? Bilgili olduğu halde Allah onu sapık saymış, kulağına ve kalbine izler koymuş, gözünün önünde perde oluşturmuştur. Allah sapık saydıktan sonra onu kim yola gelmiş kabul edebilir? Kafanızı kullanmaz mısınız?” (Casiye 45/23)

Bir sonraki ayet-i kerimede “onların bu hususta bir bilgisi yoktur”buyurmaktadır. Bu ayeti kerimedeki “a’la ilm” ifadesini bu açıdan da değerlendirebiliriz, bilgisi olduğu halde ifadesiyle de meal verebiliriz. Onların bir sonraki ayeti kerimede geçtiği gibi ölüm ve sonrası için yaptıkları yorumlarda hakikatleri görebilecekleri bir yorumlarının, “ilimlerinin” olmadığını bunun yerine Allahu Tealanın onları zan üzerine kurdukları bir “ilm” üzerinde dalalete saptırdığını görüyoruz.

“Derler ki; “Bu dünyadaki hayatımızdan başkası yoktur. Ölürüz ve diriliriz; bizi mahveden, sadece yaşlanmadır.” Onların bu hususta bir bilgisi yoktur, sadece tahmin yürütürler.” (Casiye 45/24)

Bu ayeti kerimede dikkatimizi çeken husus kafirlerin “bizi sadece dehr helak eder” ifadeleridir.”Dehr” kelimesi’ne(mealde yaşlanma şeklinde verilmiş, asıl olarak zaman anlamında kullanılır)  zamanın üzerimizde bıraktığı yıpranma,yaşlanma, ölüm gibi etkileri için kullanılabilen bir kelime diyebiliriz. Kafirler Allahu Tealanın buyurduğu gibi hevalarını ilahları edindikleri için ve zamanla yaşlılığın oluşturduğu etkiler sebebiyle yani hastalık gibi yıpranma gibi(bu örnekleri çoğaltabiliriz gençlikteki insan arzularıyla yaşlılıktaki nefsin arzuları aynı değildir) bu sebeplerden dolayı hevalarının, nefislerinin yani ilah edindiklerin şeylerin yok olmasının kendilerini helak ettiğini söylemektedirler.

 

Allah meryemoğlu isa mesihtir diyenlere ..

 

"Şüphesiz ki: "Allah ancak Meryemoğlu İsa Mesih'tir", diyenler kâfir olmuşlardır. Ey Muhammed! Deki: "Allah, Meryemoğlu İsa Mesih'i, anasını ve bütün yeryüzündekileri helâk etmek istese, O'na kim engel olabilir? Göklerin, yerin ve ikisi arasındakilerin mülkiyeti yalnız Allah'a aittir. O, dilediğini yaratır. Allah her şeye kadirdir" (el-Mâide, 5/17)

Allah Meryemoğlu İsa Mesihi annesini ve yeryüzündeki herkesi helak etmek istese Allahu Tealaya karşı kim çıkacaktır, Hz. İsa’da hepimiz gibi bir insandır; tek farkı Allah onu babasız yaratmıştır, gökte yerde ikisinin arasında ne varsa herşey Allahındır nasıl dilerse öyle yaratır.

 

 

"Şüphesiz, Meryemoğlu Mesih (İsâ), Allah'ın kendisidir" diyenler kâfir olmuşlardır. Halbuki bizzat Mesih şöyle demiştir: "Ey İsrailoğulları, benim de Rabbim, sizin de Rabbiniz olan Allah'a kulluk edin. Çünkü kim Allah'a eş koşarsa, şüphesiz Allah ona cenneti haram kılar" (el-Maide, 5/72).

Hz.İsa(A.S.)  bunları tebliğ etmiş olduğu halde hala onu (haşa) Allaha şirk koşmaktadırlar.

 

Allah üçün(üç tanrının) biridir diyenlere..

 

"Allah, şüphesiz üçün (üç Tanrının) biridir" diyenler kafir olmuştur. Halbuki bir tek ilâhtan başka hiç bir ilâh yoktur" (el-Mâide, 5/73).

Gerçeği yoksaymışlar, örtmüşler ve bir tek ilah varken kendi uydurdukları bir inanç sistemini Hristiyanlık olarak isimlendirerek asırlarca kitlelere empoze etmişlerdir.

 

Uzeyr Allahın oğludur  diyenlere..

Mesih Allahın oğludur diyenlere..

 

"Yahudiler; "Uzeyr Allah'ın oğludur" dediler. Hristiyanlar da: "Mesih (İsa) Allah'ın oğludur" dediler. Bu, onların ağızlarıyla geveledikleri sözler olup, güya bununla, daha önce yaşayan inkarcıların sözlerini taklit ediyorlar" (et- Tevbe, 9/ 30).

Bu sözleriyle  önceki kafirlerin sözlerine benzemektedirler.  Daha önce de böyle sözler söylenmiştir tanrının oğlu gibi ifadelere rastlanılabildiği gibi yarı tanrı gibi yine acaip ifadelere rastlanılabilmektedir, nasıl ifade ettikleri küfürlerini ne şekilde süsledikleri önemli değildir hepsinin yeri sonuçta ateştir, cennet onlara haram kılınmıştır; Allah birdir, tektir.

"De ki: O, Allah'tır, bir tektir. O Allah'tır. Herkes ve her şey O'na muhtaçtır. O, hiçbir şeye muhtaç değildir. Doğurmamıştır, doğrulmamıştır. Hiçbir şey, O'nun dengi ve benzeri değildir" (el-ihlas, 112/1-4)

 

Hahamlarını ve papazlarını  Allahı bırakıp (Allah ile kendi aralarında aracı rabler) edinenlere..

 

Hahamlarını ve papazlarını, Allahı bırakıp (Allah ile kendi aralarında aracı) rabler edindiler. Meryem oğlu Mesih’i de öyle. Oysa onlara verilen emir, sadece tek bir Tanrı’ya kul olmaları idi. Ondan başka tanrı yoktur. Allah, onların şirkinden uzaktır. (Tevbe 9/31)

Kendisinden başka ilah olmayan Allahı bırakıp ruhbanları, kendi alimlerini, hahamları, papazları kendilerine rab edindiler. En bilinen örneği olarak papazların günah çıkarmasını örnek gösterebiliriz. Günümüzde maalesef Allahı bırakıp, Allahtan istemeyip bir türbeye giderek türbede yatan kişiden yardım istemeye çalışanlar olmaktadır. Türbe ziyareti yatan kişiye dua etmek maksadıyla yapılır, ondan bir şey istemek maksadıyla değil. Dua illa türbede yapılacak veya illa türbede kabul olunacak veya türbede kabul olma ihtimali yüksektir diye bir şey de yoktur. Allah kendisine dua edenin duasına icabet eder, biz rabbimize yürüyerek gitsek rabbimiz bize koşarak gelir ve dualarımız mutlaka kabul olunur bunun için araya aracılar koymaya gerek yoktur. Bunun dışında mezarlık ziyareti, türbe ziyareti tabiki güzel birşeydir; mezarlığa, türbeye orda yatan kişiye dua etmek maksadıyla gittiğimiz takdirde.

 

Kitabın bir kısmına iman edip bir kısmını inkar edenlere..

   

“ Yoksa kitabın ahkamının bir kısmına inanıp bir kısmını inkar mı ediyorsunuz?”(Bakara 2/85)

Biz kuran-ı kerime tamamı Allahın kelamı olduğu için iman ederiz. Fakat kafirler işlerine gelmeyen kısmı kabul etmezler ki bunlar genelde Allahu Tealanın ahkam ile ilgili ayetlerinde buyurduğu emirleridir.

 

Allah ve peygamberlerini inkar edenlere ve biz peygamberlerin bir kısmına inanırız bir kısmına inanmayız diyenlere..

 

"Allâh'ı ve peygamberini inkâr ederek kâfir olan, biz bir kısmına inanırız bir kısmına inanmayız diyerek Allah ve Rasûlü'nün arasını ayırmaya kalkışan ve böylece imanla küfür arasında bir yol tutmaya çalışan kimseler, gerçek kâfirlerin ta kendileridir. Biz o kâfirlere alçaltıcı bir azap hazırlamışızdır" (en-Nisâ, 4/150-151).

Meallerde gerçek kafirlerin ta kendileridir gibi ifadeler geçebilir doğrudur fakat yanlış anlaşılmaması için; gerçek kafir, sahte kafir, yarı kafir gibi bir şey yoktur; burada  ayette geçen “hakkan”  ifadesiyle peygamberlerin bir kısmına inanıp bir kısmına inanmamakla yarım iman etmek veya yarım küfr etmek gibi bir şey yoktur onlarda diğer kafirler gibi kafirdir,bu açıdan bir fark yoktur anlamı çıkarıyoruz.

 

Allahın indirdiği ile hükmetmeyenlere..

 

Kimler Allah’ın inzâl ettiği ile hükmetmese, onlar kâfirdir!”;( 5-44)

Ayette kısaca bahsedersek Yahudilere gönderilen tevrattan ve peygamberlerin tevrata göre hüküm vermelerinden bahsedilir. Ayetin sonunda ise “Allahın indirdiği ile hükmetmemiş olanlar kafirlerin ta kendileridir” buyurur rabbimiz. Peygamber tarafından tebliğ edilen Allahın ayetlerini, hükümlerini inkar eden ve o hükümleri yok sayan, onlarla hükmetmeyenler tabikide o dönemde Yahudilerde kafirlerin ta kendileridir. Günümüze gelirsek arapça bilmeden, ayetin öncesini okumadan yorum yapmaya kalkarsak günümüzdeki  bütün hakimleri kafir yapıp işin içinden çıkmış oluruz. Biz müminler olarak Allahın hükümlerine iman etmeli, onların en doğru, en adaletli hükümler olduğunu bilmeliyiz ve elimizle, dilimizle, kalbimizle Allahın hükümlerine göre gücümüz yettiği kadar amel etmeliyiz yani bunların Allahın hükümleri olduğuna en adaletli, en doğru hükümler olduğuna iman etmeliyiz ; çünkü Allahın koyduğu hükümlerdir ve Allahu Teala sonsuz adalet sahibidir. Bir insan içinden iman ederken dışından küfür sözleri söylemekle kafir olmaz, aynı şekilde bir hakim(günümüz için söylüyoruz) Allahın kitabının tamamına iman ederken  Allahın indirdiği ile hükmetmedi diye kafir olarak damgalanamaz. Hakimler, hukuk ile ilgilenenler toplumu birbirine bağlayan kuralların koruyucularıdır. Bu ayet maalesef farklı anlamlara çekilebilmekte onlara tavsiyem ayetin tamamını okusunlar.

 

Hesap gününü, Allahın ayetlerini.. yalanlayanlara..

 

“O yalan sayanların, o gün başlarına gelecek var!

Hesap gününü yalan sayanlar var ya, işte onların…

Onu, taşkınlık eden ve günaha düşkün olanlardan başkası yalan saymaz.

Onlara ayetlerimiz okununca “Eskilerin masalları…” derler. . (Mutaffifîn 83/10–13)

Ahiret gününü hiç hesaba çekilmeyecekmiş gibi günahlara dalan kimseler yalanlar; kendi, dünyevi küçük zevkleri için ebedi cenneti yalanlamaktadırlar; insan işine gelmeyen, olmasını istemediği şeye yalan diyebilmektedir, günlük hayatımızda da bu tip durumlara maalesef şahit olabilmekteyiz.

 

Allaha şirk koşanlara..

 

 Onlar Allah’tan önce, kendilerine ne zarar ne de fayda verecek durumda olmayan şeylere kul olurlar. Derler ki, “Onlar Allah katında bizim şefaatçilerimizdir”. De ki; göklerde ve yerde Allah’ın bilmediği bir şey var da siz onu mu haber veriyorsunuz? Öyle şey olur mu? Allah, onların şirklerinden uzaktır.” (Yunus 10/18)

Allah kendisine şirk koşulmasını asla affetmez çünkü kainattaki herşey kendi dilinde Allahu Tealayı tesbih eder ve onun birliğine ondan başka ilah olmadığına şehadet eder. Allaha şirk koşmak ise bütün kainatı yalanlamak ve bütün kainata karşı büyük bir cinayet işlemektir.

Muhakkak ki Allah, Kendisine ortak koşulmasını affetmez. (Nisâ Sûresi: 4:48)

Allahın huzuruna hesap gününde şirk ile çıkanların günahları bağışlanmaz bunun dışında günahlarla Allahın huzuruna çıkanlardan dilediklerinin, dilediği günahlarını Allahu Teala bağışlayacaktır. Kendisine ulaşan tebliğe rağmen hakkı örtenlere, yoksayanlara, inkar edenlere, yalanlayanlara; hakka, gerçeklere, peygamberlere sırtlarını dönenlere, onlardan yüz çevirenlere, onlarla alay edenlere; Allaha şirk koşanlara; Allahı, peygamberlerini, kitaplarını, din gününü yalanlayanlara ise acı bir azap vardır, onlarla ilgili Allahu Teala şöyle buyurmaktadır:

Onlar o gün Rablerinden uzak kalacaklardır.

Sonra onlar Cehennemde kızartılacaklardır.

Sonra onlara şöyle denecektir: “Sizin yalan sayıp durduğunuz işte budur. (Mutaffifîn 83/15–18)

3517
0
0
Yorum Yaz