29 05 2011

HZ.ADEM(A.S.), ÖNCESİ ve SONRASI EK-2(HALİFELİK)

Hz.Adem(A.S.) Öncesi ve Sonrası isimli yazımın içerisinde "halife"  kelimesinin anlamını açıklamaya çalışırken yazının konusu olmadığından dolayı bazı hususlara değinmedim. "Halife olmayan sadece Peygamber Efendimiz(S. A. V. )dir. Ondan sonra gelen liderlerin hepsi onun halifesidir." Şeklinde bir ifade kullandım. Türkçedeki kullanımdan dolayı bunun anlamı anlaşılmayabilir, aslında burada bir anlatım bozukluğu da vardı, halife zaten ondan sonra gelen demektir. Peygamber Efendimiz(S.A.V.)in halifeleri(ondan sonra gelenler, onun yerini alanlar değil, onun yerini kimse alamaz) onun devlet idaresiyle ve ümmetin idaresiyle ilgili yetkilerine Peygamber Efendimizin(S.A.V.) "masumluk" sıfatlarının dışında sahip olmuşlardır. Bu makama sahip olmaları Peygamber Efendimizin(S.A.V.) gibi nübüvvet sonucunda değil, kendi imtihanlarının bir sonucu bir parçasıdır ve halifelik makamındaki amellerinde masum değillerdir, yani hata, günah, hatta büyük günahlar işleyebilirler.

Konuyla ilgili olmadığı için yazının içerisinde almadığım bu hususu kısaca açıkladım ve bu yazının bu kısmıyla ilgili yazılmış oldukça faydalı  bir alıntıyı buradan aktarıyorum:

Peygamberlik, Allah’ın takdiri, tercihi, iradesi, atamasıyla elde edilen bir ünvandır.
Kur’an, Peygamberimiz Hz. Muhammed’in son peygamber olduğunu, halefinin olmayacağını bildirilmiştir. Yüce Allah, peygamberlik kurumunu, görevini, ünvanını sona erdirmiştir.
Sonlandırılmış olan ve atamayı sadece Allah’ın yaptığı bir makama, göreve insanoğlu herhangi
bir nedenle ve herhangi bir usülle atama yapamaz.
Kişi kendi kendini de atayamaz. Veraset veya kılıç gücüyle peygamber halefi, dinin ve ümmetin temsilcisi olunmaz.
Olmayan, kaldırılan bir makamın halefi olmaz. Hz. Muhammed’in halefi olmaz, olamaz..
Devlet başkanları, Resul’ün yerine geçen, peygamberlik görevine atanan anlamında halife ünvanını kullanamaz.
Hz. peygamberimizden sonraki halifeler aslında olmayan bir ünvanı temsil etmişlerdir.
Hz. Muhammed’ten sonra hilafet makamı dini-ilahi değil, idari-siyasi bir makam olmuştur.

Devlet başkanlığı makamını, sultanlığı, padişahlığı, kutsal nitelikleri olan, peygamberin yerine geçen, İslam ümmetini temsil eden kişiler makamına dönüştürmek dinin ruhuna terstir..
Hz. peygamberlerden başka hiç kimsenin ve hiçbir ünvanın, makamın bütün İslam ümmetini temsil yetkisi yoktur. Hilafet makamının Kur’an’dan onay alması mümkün değildir..
Yüce Allah tarafından atanmayan, seçilmeyen beşer tasarrufu ile oluşturulan bir makam veya unvan dini temsil edemez. Halifelik ünvanı, hilafet makamı dini temsil edemez..
Mezhepler, Hıristiyanlıkta olduğu gibi adeta bir ruhban sınıfı=din adamları sınıfı yaratmış ve papalığın eş değeri olarak halifeliği bu sınıfın başına oturtmuştur.
Hilafet makamını İslam’ın ve tüm İslam ümmetinin temsilcisi saymıştır.

Halifelik, hilafet makamı: Hz. peygambere ve dolayısıyla Allah’a vekillik kurumuna dönüştürülen, iktidar gücü ile dinin kutsal gücünün bir araya toplandığı; dinin saltanat, iktidar imtiyazı haline getirildiği makamdır..
Terokratik diktatörlüklerin en önemli kurumudur. Günümüzde, hilafet makamı, halifelik sistemi özlemlerini dile getiren egemen Haçlı güçlerin işbirlikçileri olan siyasal İslamcıların asıl amaçları: Teokratik diktatörlük kurmaktır. Dini sömürü ve zulüm aracı yapmaktır..
Saygılarımla,

VEDAT AKBAŞAK

219
0
0
Yorum Yaz