25 05 2011

HZ.ADEM(A.S.), ÖNCESİ ve SONRASI-1

Hz.Adem(A.S.) ile ilgili  bir yazı yazmak hem Hz.Adem(A.S.)dan öncesiyle ilgili hem Hz.Adem(A.S.)’in yaratılışını ve hemde  Hz.Adem(A.S.)dan sonrasını yazmayı gerektirdi. Yüzeysel bir yazı bile yazılsa Hz.Adem(A.S.)ın önemi ve farklılığından dolayı bu hususlara yine de kısa bile olsa değinilmesi gerekir, çünkü bu konular Hz.Adem(A.S.) ile birlikte anlaşılması gereken konulardır.

Öncelikle genel olarak içerisinde yaşadığımız Dünyaya ve onu yaşanılabilir kılan sisteme ve Hz.Adem(A.S.)ın yaratılışına bakalım:

5- O, gökleri ve yeri hak ile yarattı, geceyi gündüzün üstüne sarıyor, gündüzü de gecenin üstüne sarıyor. Güneşi ve ay'ı emrine âmade kılmış, her biri belli bir süreye kadar akıp gitmektedir. İyi bil ki, çok güçlü ve çok bağışlayıcı olan ancak O'dur.

6-O, sizi bir nefisten yarattı. Hem sonra onun eşini de ondan var etti. Sizin için en’amdan(koyun,keçi,sığır,deve) sekiz çift indirdi. Sizi analarınızın karınlarında üç karanlık içinde yaratılıştan yaratılışa yaratıp duruyor. İşte Rabbiniz Allah O'dur. Mülk O'nundur, O'ndan başka tanrı yoktur. O halde nasıl haktan çevrilirsiniz? (Zümer/5-6)

Allahu Teala önce gökleri ve yeri yarattığını daha sonra gece ve gündüzü oluşturduğunu, güneş ve ayı mükemmel hassas hesaplarla insanın hizmetine verdiğini(ki bunları teker teker anlatmak ayrı bir yazı gerektirir) anlatıyor. Rabbimiz öncelikle bize gökleri ve yeri, güneşi ve ayı nasıl yarattığını anlattıktan sonra bizim yaratılışımızdan bahsediyor. Kuran-ı Kerime muhatap olan bütün insanlar Hz.Adem(A.S.) neslinden olduğuna göre ayette sizi bir nefisten yarattı ifadesindeki nefis Hz.Adem(A.S.)dır.

Hz.Adem(A.S.) dan başkası zaten tabi ki olamaz, bunu görmek için  Hz.Adem(A.S.)ın kim olduğuna, yaşadığı döneme ve Ben-i Adem(Ademoğulları) ile ilgili ayetlere bakabiliriz.

Kuran-ı Kerimde Hz.Adem(A.S.) karşımıza ilk “Halife” olarak çıkar.

28 - Allah'ı nasıl inkâr edersiniz ki, ölü idiniz sizleri diriltti. Sonra sizleri yine öldürecek, sonra yine diriltecek, sonra da döndürülüp ona götürüleceksiniz.

29 - O ki, yeryüzünde ne varsa hepsini sizin için yarattı . Sonra göğe yöneldi, onları yedi gök olarak düzenledi. O, her şeyi bilir

30-Bir zamanlar Rabb'in meleklere: "Ben yeryüzünde bir halife yaratacağım" demişti. (Melekler): " Orada bozgunculuk yapacak ve kan dökecek birisini mi yaratacaksın? Oysa biz seni överek tesbih ediyor ve seni takdis ediyoruz" dediler. (Rabb'in): "Ben sizin bilmediklerinizi bilirim." dedi.(Bakara/28-29-30)

Önceki iki ayeti de almamın sebebi bu ayetlerinde konunun anlaşılmasında oldukça önemli olmasıdır. Öncelikle bizler Ademoğulları olarak yoktuk, yani ölüydük ve Rabbimiz bizi diriltti. Dünya yaratılırken de yoktuk, ayette bahsedilen yeryüzünde fesat çıkaran kan döken insanlar varken de yoktuk.

Daha sonraki ayette Rabbimiz  yeryüzündeki herşeyi bizim için yarattığını sonra göğe yöneldiğini anlatıyor; buradaki gök, Dünya da yani Dünya atmosferinde benzeri yaratılan(Talak/12) bizim göremediğimiz semadır. Rabbimiz Dünyayı yaşanılabilir hale getirmiştir, bugün bildiğimiz gökyüzündeki katmanlarda bu yaşanılabilirliğin parçasıdır, buna dahildir, gereklidir. Bu ifadenin arkasından “sümme” yani “sonra” gelir ve göğün 7 kat olarak düzenlendiği anlatılır; yani herşey, dünyada bizim için yaşanılır hale geldikten sonra Allahu Teala bizim göremediğimiz göğü yedi kat olarak düzenlemiştir. Bu ayetin akabinde sonra ifadesi gelmez bir kesinti olur ve “bir zamanlar” ifadesiyle bir sonraki ayet gelir.

Bu ayet ise çok önemlidir ve çok açıktır ki Allahu Teala meleklerine ben “bir halife” yaratacağım buyurmakta ve hiçbirşeye itiraz etmediklerini bildiğimiz melekler bunu anlayamamakta ve “yeryüzünde fesad çıkaracak ve orda kan dökecek birini mi yaratacaksın” demektedirler. Burda değinmemiz gereken başka önemli hususlarda vardır. Allahu Teala “arz”da yani Dünya’da bir halife yaratacağını buyurmaktadır, halbuki Hz.Adem(A.S.) daha Cennetten kovulmasına sebep olan imtihanını olmamıştır ve dahası İblis’te Hz.Adem(A.S.)a secde etmesiyle ilgili imtihanını olmamıştır ve Hz.Adem(A.S.)ın ve Hz.Havva(A.S.)in ayaklarını Cennetten kaydırmamıştır. Bunlar olmadan Allahu Teala ezeli ve ebedi ilmiyle tabiki olacak herşeyi bilmektedir ve bunların gerçekleşeceğini de bilmekteydi, çünkü herşeyi Allahu Teala yaratmaktadır ve mutlak bir şekilde herşeyi yarattığından dolayı gerçekleşecek herşeyi tabiki  bilir. Örnek vermek gerekirse tam yetkiye sahip, yetkileri kanunlarla, meclisle sınırlandırılmamış bir kral veya padişah kararları kendisi aldığından hangi kararların alınacağını bilir. Allahu Teala ise mutlak güç sahibidir, herşeyin sahibidir, ona eş veya denk hiçbir güç sözkonusu olamaz, gerçekleşecek ve gerçekleşen herşeyin yaratıcısı Allah olduğundan, gerçekleşen ve gerçekleşecek herşeyi bilir. Gerçekleşen herşeyi nasıl biliyorsa gerçekleşecek herşeyi de aynı şekilde bilir.

Ayet-i Kerimede Yüce Rabbimiz “bir halife” yaratacağım buyurmuştur. Halife ne demektir sözlükte bu kelimenin kökünden türeyen anlamlara bakalım: Arkasında olmak, birinden sonra gelmek, sonra yaşamak, ardından tutmak, çadırın ardına direk koymak, yırtık elbiseyi yamayıp islah etmek, geriye kalmak, arkasından gelip kılıçla boynuna vurmak, birinden sonraya kalmak, ahlakı babasının ahlakından değişik olmak, bir adamın bir şeyi kaybolduktan sonra yerine diğerini bedel kılmak, ağaç ikinci kez yemiş ve yaprak vermek, kuş yeniden tüylenmek, miras bırakmak, geride kalmak, ardından gelmek, başkasının ölümünden sonra yaşamak, bir ümmetin zevalinden sonra kalan ümmet ve cemaat, çadır vs.nin direklerinden en arkadaki direk, sonra, bir şeyin yerine geçen, soğuk başlangıcında ağaçtan tekrar çıkan çiçek yemiş, yaprak ardında biten yaprak, bir  vakitten sonra gelen vakit, yırtılıp iki uçları birbirine eklenmiş bez(Mevlüt Sarı/Arapça-Türkçe Lugat) izlemek, peşinden gelmek, yerine geçmek, geride bırakmak(Fono Arapça Standart Sözlük),  Arkasında kalmak, sonradan gelmek gibi anlamları temel anlamlarındandır; diğer anlamları bu anlamlardan türemiş, bunlarla alakalı anlamlarıdır, mesela muhalefet etmek bu anlamlardan türetilmiştir, alakasız gibi görünebilir fakat bütün anlamları birbiriyle alakalıdır, muhalefet etmek karşıdakini geride bırakarak onun yerine geçmek amacıyladır, örnek olarak muhalefet partilerinin yapmaya çalıştıkları da bu değil midir?

Alakalı gördüğüm anlamları yukarıya aldım; şüphede, tereddütte bırakacak veya çarptırılmaya müsait anlamlarından da mesela vekili olmak, imamet, emirlik gibi anlamlarına bakarsak. Allahın halifesi, Allahın vekili olmaz, halife anlamlarını vermiş olduğumuz gibi birinin yerine geçmek anlamına gelir, haşa Allahın yerine geçmek gibi bir şey sözkonusu olmaz, zaten meleklerin verdikleri tepkide dedikleri gibi “orada fesat çıkaracak, kan dökecek birisi” Allaha halife olamazdı, zaten birisine halife olunması için onun ölmüş olması gerekir veya görevini bırakmış olması gerekir, çünkü halifelik yerine geçmek, onun yerini almak, onun ardından gelmek anlamlarını taşır. Burdan  gördüğümüz gibi Allahın halifesi olmaz. Osmanlı Padişahlarında veya onlardan önceki halifelere halife denmesinin maksadı, Peygamber Efendimiz(S.A.V.)den sonra gelen Hz.Ebubekir(A.S.) gibi onların da bir önceki halifeden sonra gelmesi onların yerini almasıdır. Halife olmayan sadece Peygamber Efendimiz(S.A.V.)dir. Ondan sonra gelen liderlerin hepsi onun halifesidir. İki halife aynı anda bulunmaz. Bir önceki ölmeden veya görevi bırakmadan bir sonraki halife olamaz.

Kuranda halifeler, halefler nasıl geçer:

Ey Davud! Gerçekten biz seni yeryüzünde bir halife yaptık. Artık insanlar arasında hak ile hüküm ver. Keyfe, arzuya uyma ki, seni Allah yolundan saptırmasın. Çünkü Allah yolundan sapanlar, hesap gününü unuttukları için kendilerine çok şiddetli bir azab vardır.(Sad/26)

Allahu Teala; Hz.Davud(A.S.)ı, Hz.Talut(A.S.)ın ardından halife takdir etmiştir. Burda da Hz.Adem(A.S.)ın halife takdir edilmesinde geçtiği gibi “cealna” fiili geçer. Fakat Hz.Adem(A.S.)ın topraktan yaratıldığını(Saffat/11)ve tek olarak yaratıldığını, ondan eşinin yaratıldığını ve zürriyetinin yeryüzüne yayıldığını( Nisa/1 )ve yeryüzünde yaşayan bütün insanların Hz.Adem(A.S.)ın neslinden olduğunu(Ben-i Adem hitabının bütün insanlara olması) anlıyoruz.

Buna rağmen yine de onu inkâr ettiler. Biz de onu ve gemide kendisiyle beraber olanları kurtardık. Ve onları yeryüzüne halifeler yaptık. Âyetlerimizi inkâr edenleri ise suda boğduk. Bak işte uyarılanların akıbeti nasıl oldu.(Yunus/73)

Hz.Nuh(A.S.) ve beraberindekiler helak olan kavimlerinden sonra yeryüzünde halifeler konumunda bulunmuşlardır, çünkü onlardan sonra ve onların yerine geçmişlerdir. Bu ayette yeryüzünde sadece Hz.Nuh(A.S.)ve beraberindekiler kalmıştır anlamı yoktur, kendi kavimlerine halifeler olmuşlardır yani onlar yok olmuştur kendileri kamıştır. Ayette Rabbimiz sadece Hz.Nuh(A.S.) ve beraberindekiler kalmıştır buyurmaz, onun zürriyeti baki kalanlar  onlardır buyurmaktadır(Saffat/77). Hz.Nuh(A.S.) ve gemide onunla birlikte yanında olan kimseleri kurtardık ifadesi yukarıdaki Yunus Suresinde/73 geçer. Yeryüzünde sadece onlar kalmıştır anlamına gelen bir ayet yoktur.

75 - Andolsun ki Nuh bize seslenip dua etmişti de biz de ne güzel kabul etmiştik.

76 - Biz hem onu, hem ailesini o büyük sıkıntıdan kurtardık.

77 - Hem onun neslini bâki kalanlar kıldık.

78 - Hem de sonradan gelenler içinde güzel bir namını bıraktık. (Saffat/75-76-77-78)

Bir diğer ayet,

65 - İçinizden cumartesi günü yasağını çiğneyenleri elbette bilirsiniz. İşte bundan dolayı onlara "sefil maymunlar olun!" dedik.

66 - Bu ibret dolu cezayı öncekilere ve sonrakilere bir ders, korunacaklara da bir nasihat, bir öğüt yaptık.(Bakara/65-66)

Bu ayette “halfeha” sonrakilere anlamındadır.

 

169 - Allah yolunda öldürülenleri sakın ölüler sanma. Bilakis onlar diridirler, Rab'leri katında rızıklanmaktadırlar.

170 - Allah'ın lütfundan verdiği nimetle sevinçlidirler. Arkalarından kendilerine ulaşamayan kimselere de hiç bir korku olmayacağını ve üzülmeyeceklerini müjdelemek isterler.(Al-i İmran/169-170)

Arkalarından kendilerine ulaşamayanlar(min halfihim).

 

Rabb'ın, hiçbir şeye muhtaç değildir, merhamet sahibidir. Sizi, başka bir kavmin soyundan getirdiği gibi, dilerse, sizi de yok edip, sizden sonra yerinize dilediğini getirir.(Enam/133)

Sizin yerinize başkalarını getirir.

 

Sizi yeryüzünün halifeleri yapan, size verdiği şeylerde, sizi denemek için, kiminizi kiminizden derecelerle üstün kılan O'dur. Şüphesiz Rabbin, cezası çabuk olandır ve O, bağışlayan, esirgeyendir.(Enam/165)

Rabbimiz bizi yeryüzünün halifeleri takdir etmiştir.

 

Sizi uyarması için içinizden bir adam aracılığı ile, size bir zikir gelmesine şaştınız mı? Düşünün ki (Allah) sizi, Nûh kavminden sonra, halifeler yaptı ve yaratılışta sizi onlardan üstün kıldı. Allah'ın nimetlerini hatırlayın ki, kurtuluşa eresiniz.(Araf/69)

Yine anlam veremediğim birilerini birilerinden üstün kılma anlayışından dolayı mealde üstün kıldı şeklinde geçer, aslında ise “size yaratılışta genişlik, fazlalık, ziyadelik verdi” anlamına gelir. Bu kökten gelen bir fiil genişlik ve yayılmak anlamında fazlalığı ifade eder, kökünde zaten yaymak, uzatmak, neşr etmek gibi anlamlara gelir. Meallerde onların yerine hakimler yaptı şeklinde yazabilir, ben halifenin hangi anlama geldiğini bilmemizden aslında geçtiği gibi “Nuh Kavminden sonra halifeler yaptı” şeklinde verdim.

 

Düşünün ki (Allah) Âd'dan sonra sizi halifeler kıldı. Ve yer yüzünde sizi yerleştirdi: O'nun düzlüklerinde saraylar yapıyorsunuz, dağlarında evler yontuyorsunuz. Artık Allah'ın nimetlerini hatırlayın da yeryüzünde fesatçılar olarak karışıklık çıkarmayın.(Araf/74)

Gördüğümüz gibi halife olmak için Nuh Kavminden sonra olduğu gibi bir bağa gerek yoktur, sonra gelmemiz halife anlamını taşımamız için yeterlidir. Ayrıca insanların Rabbimizin buyurduğu gibi yeryüzünde fesat çıkaran önceki insanlar gibi onların halifesi olarak fesat çıkarmaya devam ettiklerini görüyoruz.

 

Kavmi de dediler ki: "Sen bize gelmeden önce de eziyet gördük, sen geldikten sonra da." Musa dedi ki: "Umulur ki, Rabbiniz düşmanlarınızı helak edip de sizi yeryüzünde halife kılacaktır ve sizin nasıl işler yaptığınıza bakacaktır.(Araf/129)

Firavun ve ehlinin helak olması üzerine İsrailoğulları Mısıra yerleşmediler, fakat Firavun ve Ehli helak olduklarından ve İsrailoğulları bağımsızlıklarını kazandıklarından onların ardından halifeler konumunda bulunmaktadırlar.

 

13 - Andolsun ki, sizden önceki devirlerin bir çok kavmini, peygamberleri kendilerine bir çok belge ile geldikleri halde zulmettikleri ve imana gelmedikleri için helak ettik. İşte günahkârlar topluluğunu biz böyle cezalandırırız.

14 - Sonra onların ardından sizi yeryüzüne halifeler yaptık ki, bakalım nasıl ameller işleyeceksiniz.(Yunus/13-14)

Onlar zulmetmişler ve helak olmuşlardır bu imtihan sonucunda onların yerine biz geldik(Halifeler olarak) ve aynı şekilde Rabbimiz bizim amellerimizi de izlemektedir.

 

"Eğer, yine de yüz çevirirseniz, ben size ne ile gönderilmişsem, işte onu tebliğ ettim. Ayrıca Rabbim, sizin yerinize başka bir kavmi getirir de siz O'na zerrece zarar veremezsiniz. Hiç şüphesiz O, herşeyi koruyup gözetendir.(Hud/57)

Başka bir kavim getirmek, kısaca halifeler tayin eder anlamında “yestehlifu” fiili.

 

Allah, sizlerden iman edip iyi davranışlarda bulunanlara, kendilerinden öncekileri halifeler kıldığı gibi, kendilerini de yeryüzüne halifeler kılacağını, onlar için beğenip seçtiği dini (İslâm'ı) onların iyiliğine yerleştirip koruyacağını ve geçirdikleri korku döneminden sonra, bunun yerine onlara güven sağlayacağnı vaad etti. Çünkü onlar bana kulluk ederler. Hiçbir şeyi bana eş tutmazlar. Artık bundan sonra kim inkâr ederse, işte bunlar asıl büyük günahkarlardır.(Nur/55)

İnşaAllah Rabbimiz bizden öncekileri Hz.Adem(A.S.)ı, Hz.Nuh(A.S.)ı, Hz.İbrahim(A.S.)ı ve neslini, Hz.Musa(A.S.)ı ve onunla birlikte İsrailoğullarından Salih kimseleri, müminleri ve Peygamber Efendimiz(S.A.V.) ve onun ashabını yeryüzüne halifeler kıldığı gibi bizi de yeryüzünde halifeler kılacaktır. (Sizden iman eden kimseler kısmına dikkat)

İman ve küfür bir arada bulunmaz, Allahın kanunları gereği iman er ya da geç küfrü yener ve ardından onun yerine hakim olur, bundan dolayı müminler yeryüzünde halifeler olarak kalırlar.

Vekillik konusuna gelirsek, Allah bizim vekilimizdir (ni’mel-Vekil) fakat biz Allaha vekil olamayız.

Allah dileseydi, ortak koşmazlardı. Biz, seni onlar üzerine bekçi yapmadık, sen onlara vekil de değilsin(Enam/107)

 

(Ey Resulüm!) Şimdi belki sen, "Ona bir hazine indirilse, ya da beraberinde bir melek gezip dolaşsa ya!" diyorlar diye sana vahyolunan vahyin bir kısmını terkedecek olursun ve bundan dolayı da göğsün daralır. Sen yalnızca bir uyarıcısın. Herşeye vekil olan Allah’tır.(Hud/12)

 

Hz.Adem(A.S.)ın halifeliğine değindikten sonra diğer hususlara bakabiliriz.

Hz.Adem(A.S.); Hz.İmran(A.S.), Hz.İbrahim(A.S.), Hz.Nuh(A.S.)ın ve onların neslinden gelen Peygamberlerin  ilki ve babasıdır.

33 - Gerçekten Allah, Adem'i, Nuh'u, İbrahim soyunu ve İmran soyunu âlemler üzerine seçkin kıldı.

34 - Bir zürriyet olarak birbirinden gelmişlerdir. Allah her şeyi işitendir, bilendir.(Ali-i İmran/33-334)

Bu zürriyet Hz.Adem(A.S.)a kadar gider. “Hz.Adem(A.S.) madem halifeydi hem de “ceale” fiili kullanılmış başka bir ayette “halaka” fiili kullanılmış, hem de iki ayrı ademden bahsedilmiş biri halife takdir edilen biride yaratılan insanların atası ademdir” gibi iddiayı atanların bilgisizliğinden veya artniyetinden kaynaklanan hiçbir kıymeti olmayan fakat yine de cevap verilmesi gereken görüşler var, ayrıca “ilk insan yoktu ilk insanlar vardı” gibi yine hiçbir kıymeti olmayan fakat kısaca bir ayetle hiç açıklamadan cevap verebileceğimiz iddialar var. Bunun gibi daha sayısız ve hiçbir kıymeti olmayan iddialar, zanlar var fakat biz ne sahte din alimlerine, ne kendi hayal dünyalarını gerçeklerle karıştıranlara ne de evrim propogandacılarına inanırız biz sadece Allahın indirdiğine iman ederiz, biz araştırdıkça imanımız kuvvetlenir onlar araştırdıkça kendi teorilerinden daha fazla şüphe duymaya başlarlar. Bunlar da yeri geldikçe açıklanır fakat bunların fikirleri değersiz olduğu için ve hayalgücüne dayandığı için çok fazladır ve çok çeşitlidir, çünkü insanın hayalgücü çok geniştir, bunların hepsine cevap vermeyi bu yazıda düşünmüyorum çünkü bu yazının asıl hedefi hakikatlerdir, gerçeklerdir. Zanlara ve hayalgücüne dayanan fikirlere cevapların verileceği ayrı bir yazı yazılabilir. Fakat kısaca bu fikirlerin birkaç tanesine yine de kısaca cevap verirsek:

1-“ceale”fiili yaratmak anlamını da kapsayan; tayin, etmek takdir etmek gibi anlamları da kapsayan bir fiildir.

2-“halaka” fiilinin geçtiği ayetlerde de “ceale” fiilinin geçtiği ayetlerde de Hz.Adem(A.S.)dan bahsedilir. İkisi de Hz.Adem(A.S.)dır. Halife takdir edilen, yaratılan da odur, yaratılışı anlatılan da odur. Bu ayetlerin ortak özelliklerinden iblisin secde etmemesi hadisesi bunu gösterir.(Sad/71-72--Bakara/30)

3-İlk insanlar yok, ilk olarak Hz.Adem(A.S.) yaratılıyor ve insanlar onlardan yayılıyor. (Nisa/1)

4-Evrimcilere diyecek hiçbirşey yok bilim dünyasında bu kadar utanç veren ve bu kadar ısrarla inat edilen bir teori yoktur. Geçersizliği artık sayısız defa ıspatlanan; savunanların, bilim sahtekarlıklarıyla, zanlarla, olabilirlerle, böyle  olmalılarla, böyle olmuşturlarla, kestirip atmalarla, fosil fotoğraflarını arka arkaya koyup gördünüz mü bunlar birbirlerinden evrimleşmişlerle, nasıl ıspatladık amalarla, en sonunda biz böyle inanıyoruzlarla, daha da sıkışırlarsa konu değiştirmelerle, en son aşamada ya uzaylılar bizi getirip bırakmışlar o zamanlarla sürüp giden bir “bilimsel teoridir”. Herşeyi en iyi bilen herşeyin yaratıcısıyken, Allaha iman etmemelerinden dolayı ilk ve kesin doğru bilgi kaynağı olan Kuran-ı Kerim’e inanmazlar.

Hz.Adem(A.S.) ile ilgili olarak halife olmasından, yaratılışından ve hepimizin onun zürriyetinden geldiğinden, tek olduğundan, ondan eşinin yaratıldığından bahsettik. Şimdi yaşadığı döneme bakabiliriz.

Hadis-i şeriflerde dünyanın ömrünün 7000 yıl olduğu geçmektedir. Bu Hz.Adem(A.S.) ile kıyamet veya büyük kıyamet alametlerinden herhangi biri(örneğin güneşin batıdan doğması) arasındaki süre olabilir(doğrusunu Allah bilir). Yeryüzünde insanlığın tarihi ise milyonlarca yıl öncesine kadar uzanır. Bu da gayet normaldir çünkü Hz.Adem(A.S.)halifedir.

985
0
0
Yorum Yaz