02 06 2011

ÇELİŞKİLİ ZANNEDİLEN AYETLER (NİSA/34)

Erkekler, kadın üzerine kavvamdırlar. Çünkü Allah bazılarını bazılarına tafdil etmiştir. Bir de erkekler mallarından (aile fertlerine) harcamaktadırlar. İyi kadınlar(salihât), itaatkar(kanitât) olanlar ve Allah'ın korunmasını emrettiği şeyleri kocalarının bulunmadığı zamanlarda da koruyanlardır. Fenalık ve geçimsizliklerinden(nuşûz) korktuğunuz kadınlara gelince: Önce kendilerine öğüt verin, yataklarından ayrılın. Bunlar da fayda vermezse dövün. Eğer size itaat ederlerse kendilerini incitmeye başka bir bahane aramayın. Çünkü Allah çok yücedir, çok büyüktür.(Nisa/34)

 

ÇELİŞKİLİ ZANNEDİLEN HUSUSLAR:

Cinsiyet ayrımcılığı, hakimlik, üstünlük, dayak.

CİNSİYET AYRIMCILIĞI:

Bu gibi ifadeler tanımlanması gereken ifadelerdir. Cinsiyet ayrımcılığı tek başına bir anlam ifade etmez. Hangi hususla ilgili olarak değinildiğinin belirtilmesi gerekir. Politik söylem olmasının dışında teknik bir kullanımı vardır. İddia edildiği şekliyle bu ayette erkekleri kayıran, kadınları ikinci sınıf insan konumuna hatta eşya konumuna indiren bir anlam yoktur.

Öncelikle bir uyuşmazlık, anlaşmazlık durumunda eşitlik kavramının veya tek tarafın üstünlüğünün sonuçlarına bakalım.

Eğer eşler her konuda eşit kabul edilirse birbirleriyle çatışacaklardır. İnsanın kendi kendine bile iç çelişkiye, iç çatışmaya düşebildiği düşünüldüğünde iki eşitin çatışmaları, kavgaları bitmeyecektir.

Bir tarafın üstünlüğü kabul edildiğinde ise karşı tarafı istediği şekilde kullanabilecektir.

Bunun yerine doğaları gereği eşlerin bazı konularda eşit bazı konularda eşit olmadıkları(eşit olmamaları bir tarafın üstünlüğü anlamında değil aile içerisindeki görev paylaşımlarının farklı olması gibi hususları şeklinde düşünülmelidir) kabul edilir. Eşlerin üstünde ise birbirlerine karşı haklarını savunabilecekleri makamlar vardır. Böyle bir durum sözkonusuyken erkeklerin lehine bir cinsiyet ayrımının olduğundan söz edemeyiz. Kadınlar lehine bir cinsiyet ayrımından da bahsedemeyiz. Haklar kadın-erkek herkes içindir.

HAKİMLİK-ÜSTÜNLÜK:

Ayette hakimlik veya üstünlük anlamına geldiği düşünülen kelimeler ayette geçen kavvam ve tafdil kelimesidir.

Tafdil Bu ayet ile ilgili seçmek ve ailenin geçimini sağlama konusunda kavvam olması sonucunu da doğuran yaratılış sebebiyle sahip olduğu fazl anlamına gelir. Erkek, kadından güçlü olmasından dolayı aileyi ayakta tutabilecek yapıdadır, bunun yanında örneğin bir savaş durumunda bir toplumu dolayısıyla onu oluşturan aileleri tehdit eden bir durumda yine erkekler savaşır, bu da kavvam olmamızın bir sonucudur. Yine kadınlar çocuk doğurma ve yetiştirme konumlarından dolayı, ailenin geçimini sağlama konusunda kısıtlı kalabilmektedirler. Buna mukabil bütün nesiller bir annenin terbiyesi altında yetiştirilir ve erkek ne pahasına olursa olsun eşinin ve varsa çocuğunun geçimini sağlamak zorundadır.

DAYAK:

Dayak konusuna gelirsek, kadının haksız olduğu bir konuda ailenin dağılmasını engellemek maksadıyla bazı sınırlamalarıyla vurmak emredilmiştir. Sınırlamaları Peygamber Efendimiz(S.A.V.)in hadislerinde görebiliriz:

Bir erkek, hanımını döverse, kıyamette onun davacısı ben olurum [R.Nasıhin]

Cariyeyi değnekle dövercesine ne zamana kadar bazılarınız karılarını değnekle dövecek? Halbuki döven adamın, dövdüğü karısının yatağına aynı günün sonunda girmesi umulur. (İbn-i Mâce:1983)

"Karılarını döven kimseleri hayırlılarınız olarak bilmeyiniz." buyurmuştur. (İbn-i Mâce:1985)

"Dikkat ediniz! Kadınlara hayrı tavsiye edin. Onlar sizin yanınızda yardımcılarınız olup, apaçık bir kötülük işlemedikçe, onlar üzerinde hayırdan başka bir şeye sahip değilsiniz. Eğer açık kötülük işlerlerse, onları yataklarında yalnız bırakın ve iz bırakmayacak şekilde hafifçe dövün. Eğer size itaat ederlerse, onların aleyhine başka bir bahane aramayın." (Buhari, Müslim, Tirmizi, İbn Mace. Tirmizi bu hadise "hasen-sahih" demiştir.)

Fiziksel zarar verecek şekilde vurulamaz. Aksi takdirde bu durumda erkek suçlu olur. Bu şart dışında kadınlara kesinlikle vurulamaz. Bu durum çok uç bir durumdur ve bu aşamaya gelmiş bir durumda ailenin dağılmasındansa, kadına belirttiğimiz şekilde fiziksel zarar vermeyecek şekilde vurulması gerekir, çünkü aksi halde aile dağılacaktır ve kadın daha fazla zarar görecektir. Bunun yanında bahsettiğimiz durumlar çok uç durumlardır. Her evlilikte gerçekleşecek hususlar değildir. Nasihat ise her evlilikte gerçekleşir. Yatakları ayırma konusu da gerçekleşebilir, nitekim Peygamber Efendimiz(S.A.V.) de nasihatinin sonuç vermediğini görmesi üzerine eşlerine karşı yatakları ayırmıştır. Fakat Peygamber Efendimiz(S.A.V.) eşlerine asla vurmamıştır ve

"Karılarını döven kimseleri hayırlılarınız olarak bilmeyiniz."(İbn-i Mâce:1985)

buyurmuştur.

Kadın aile içerisinde haklarını her zaman arayabilecek konumdadır, erkeğe karşı bir eşya konumunda değildir. Bahsettiğimiz gibi yukarıdaki hususlarda erkeğin haklı olması, kadının haksız olması şartını vermiştik. Erkeğin haksız olduğu durumda yukarıdaki süreç işlemez ve kadın  hakkını herzaman arayabilir.

Bunlara rağmen aile hala dağılma tehlikesindeyse bununla ilgili Rabbimiz şu şekilde buyurmaktadır:

Eğer karı-kocanın arasının açılmasından endişe ederseniz, erkeğin ailesinden bir hakem, kadının ailesinden bir hakem gönderin. İki taraf (arayı) düzeltmek isterlerse, Allah da onları uzlaştırır. Şüphesiz, Allah hakkıyla bilendir, hakkıyla haberdardır.(Nisa/35)

İslam’da kadın hakları günümüzdeki kadın haklarıyla bile karşılaştırılamaz seviyede tamdır. Pratikte ki uygulamalar kimseyi yanıltmasın unutmayın ki Peygamber Efendimiz(S.A.V.)e getirilen bir dinden bahsediyoruz.

213
0
0
Yorum Yaz