04 08 2011

AHZAB-50(2)

Evlilik ile ilgili geçen “muhsinin gayra musafihin” gibi ifadeler evliliğin nasıl olması gerektiğini anlatmaktadır, yukarıda bu kökten gelen anlamları açıkladım. “Musafihin” kökünden gelen anlamlara da bakarsak: “Suyu veya gözyaşını dökmek, gereksiz iş işlemek, metres hayatı yaşamak, zina etmek”. Bu bilgilerle baktığımız zaman ayete göre, bir önceki ayetle birlikte haram sayılanlar dışında kalanlarla mallarımızla aramak şartıyla yani himaye şartından dolayı ve mehir verilmesi farz olduğundan dolayı, korumak, himaye altına almak, iffetli bir şekilde muhkem ve sarp bir kale gibi yıkılmaz, kalıcı bir tarzda gereksiz, boşa dökülen, israf edilen bir kaptaki su gibi değil, kalıcı, sapasağlam, gerekli, faydalı tarzda ve bu evlilik sonucunda eşlerin oluşturdukları bu muhkem kaleyi dışarıya karşı korudukları bir tarzda olmalıdır. Evliliği anlatan kelime çok basittir “tezevvüc” bundan evlilik anlaşılır, fakat yeterli değildir, Rabbimiz iki kelimeyle evliliğin nasıl olması gerektiğini bize açıklamıştır, bu iki kelimeyi yoksayarsak mut’a nikahını helal sayan sapık fırkaların yolundan gitmiş oluruz ki bu ayetlerin bir kısmına inanmış işlerine gelmeyen kısma inanmamış olmaktadırlar. Bu saydığımız hususlar dahilinde farz olan mehirleri ödenir, mehir kısa süreli istifade içinde ödenen ücret gibi değildir ayette  geçen önceki hususlar dikkate alınmazsa öyle bir anlama gelebilir, fakat ayetten anlaşıldığı gibi bu ilişki geçici olamaz muhkem, sağlam, kalıcı, kapalı ve himaye altında olmalıdır.

 

32 - Aranızdaki bekarları, kölelerinizden ve cariyelerinizden iyi davranışta olanları evlendirin. Eğer bunlar fakir iseler, Allah kendi lütfu ile onları zenginleştirir. Allah, (lütfu) geniş olan ve (her şeyi) bilendir.

33 - Evlenme imkanını bulamayanlar ise, Allah, lütfu ile kendilerini varlıklı kılıncaya kadar iffetlerini korusunlar. Ellerinizin altında bulunanlardan (köleler ve cariyelerden) mükatebe yapmak isteyenlerle, eğer kendilerinde (hürriyete kavuşmalarında kendileri için) bir iyilik görüyorsanız, hemen mükatebe yapın. Allah'ın size vermiş olduğu malından siz de onlara verin. Dünya hayatının geçici menfaatlerini elde edeceksiniz diye, namuslu kalmak isteyen cariyelerinizi fuhşa zorlamayın. Kim onları zor altında bırakırsa, bilinmelidir ki, zorlanmalarından sonra Allah (onlar için) çok bağışlayıcı ve merhametlidir.(Nur-32/33)

Bu ayetlerde de evlilik ile ilgili konuları görüyoruz.

Kısacası cariyelik, kölelik gibi hususlar İslamda kaldırılmıştır, bahsetmeye çalıştığımız savaş sonrası esirler ile ilgili konulardı, bununla ilgili ayetleri ve açıklamaları da verdik. Köleler ile ilgili hususların geçtiği başka bazı ayetlere ve hadislere bakarsak:

(Kölelere iyilik edin.) [Nisa 36]
(Yanlışlıkla bir adam öldürenin, bir köle azat etmesi gerekir.) [Nisa 92]
(Yemin kefareti, on fakiri yedirmek, giydirmek veya bir köle azat etmektir.) [Maide 89]
(Bir mal karşılığı kölelikten kurtulmak isteyenlere yardım edin.) [Nur 33]
(Savaşta alınan esirlere iyilik edin veya fidye alarak bırakın.) [Muhammed 4]

 

(Azat edilen kölenin her uzvu için, azat edenin o uzvu Cehennemden azat olur.) [Buhari]
(Kölelere yediğinizden yedirin, güç iş vermeyin ve onları hiç üzmeyin.) [Ebu Davud]
(Kölesine kötü davranan Cennete giremez.) [Tirmizi]
(Köle günde 70 hata işlese de affedin!) [Ebu Davud]
(Cennete ilk girecek olanlar; şehitler, efendisine hizmet ve Rabbine ibadet eden köleler ile kalabalık aileye malik olan iffet sahibi fakirlerdir.) [Tirmizi]
Bir kimse, suçundan dolayı kölesini döver. Kölesi, Allah aşkına beni bırak demesine rağmen dövmeye devam eder. Peygamber efendimiz, bunu duyunca (Allah aşkına beni bırak dediği halde onu niçin bırakmadın?) buyurur. O kişi, Ya Resulallah, suçumun cezası olarak bu köleyi azat ettim der. (Eğer azat etmeseydin, Cehennem ateşi yüzünü yakıp karartırdı) buyurdu. (İbni Mübarek)

Efendinin, kölesini, "kölem, cariyem" şeklinde değil; "oğlum, kızım" şeklinde çağırması tavsiye edilmiştir. (Buharı,Itk:15.)

Gördüğümüz gibi İslam köleliği kaldırmıştır ve tamamen ortadan kalkmasına yönelik süreci başlatmıştır, daha sonra yapılan yanlışlıklar İslamı bağlamaz kişilerin hatalarıdır. Aynı hatalar günümüzde de sürmektedir. O dönemde İslamın azad olmalarına yönelik sürece bıraktığı köleler, günümüzdeki pekçok hür insandan daha özgürdüler. Günümüzdeki çalışma koşulları çok daha ağır olabilmektedir, çalışanlara karşı davranışlar da çok daha ağır olabilmektedir ki yukarıda kölelere nasıl davranıldığından bahsettik. Yani o dönemde İslam, kölelerin durumunu günümüzdeki pekçok hür kimseden daha özgür hale getirmiştir, hemde kaldırmak üzere yani daha da özgürleştirmek üzere.

Savaş esirleri ile ilgili ayetleri verdik, bunun dışında köle almak gibi bir durum yoktur bu zaten sıkıntı vericidir. Bu konuda Ahmet Cevdet Paşanın:"Müslümanlıkta köle almak, köle olmaktır." Şeklinde veciz bir sözü vardır.

İslamda sınıf ayrımı yoktur, işbölümü, görev dağılımı vardır. Patron çalışanına karşı, çalışan da patronuna karşı sorumludur. Çalışan, patronuna karşı haklarına savunabildiği gibi, patronununda hakları vardır. Fakat bu hakları kendisi belirleyemez, zaten belirlenmiştir(sözleşmeler yoluyla ve kanunlar ile). Yani kimse sınırsız özgür değildir. Makam, mevki üstünlük belirlemez; takva üstünlük belirler, Allahtan korkulduğu, sakınıldığı ölçüde insan Allah katında derece alabilir.

Bütün mü’minler kardeştir.(Hucurat Suresi / 10)

Birde bu ayet ile ilgili amca, dayı, teyze, hala kızları ile evlenmek ile ilgili hususlar konusunda yanlış ifadelerde bulunulmuştur, kısaca Peygamber Efendimiz(S.A.V.)in Zeynep bint Cahş(R.A.) Validemiz ile evliliğini, kendi kızı Fatıma(R.A.) Validemizin evliliğini yine Sahabeden böyle evlilik yapanların evliliklerini örnek gösterebilir ve bütün toplumlarda böyle evliliklerin çok yaygın olduğunu hatta kendi soylarında da böyle bir evliliğin olabileceğini belirtelim. Allah böyle evliliklere ruhsat vermiştir, kimlerle evliliğin haram olduğu ile ilgili Nisa 23-24. Ayetlere bakabilirler bununla ilgili atılan çirkin kelimeler müminleri incitir, müminleri yapmadıkları birşeyden dolayı incitmek ağır bir günahtır.

Son olarak bu yazının yazılma sebebi olan Ahzab Suresi 50. Ayetin devamında gelen ayetleri verelim:

56 - Gerçekten Allah ve melekleri Peygambere salât ederler. Ey iman edenler! siz de ona teslimiyetle salât ve selâm edin.

57 - Şüphesiz ki Allah'a ve Resulü'ne eziyet verenlere Allah hem dünyada, hem ahirette lânet etmiştir. Onlara aşağılayıcı bir azab hazırlamıştır.

58 - Mümin erkeklere ve mümin kadınlara yapmadıkları bir şeyden dolayı eziyet edenler de bir iftira ve açık bir günah yüklenmişlerdir.(Ahzab/56-57-58)

70
0
0
Yorum Yaz